Tarsus İğne Oyası, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar sayesinde yeniden değer kazanırken, kadınların el emeğini ekonomik kazanca dönüştüren önemli bir gelir kaynağı haline geliyor. Yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan ve bölgenin en önemli kültürel mirasları arasında yer alan coğrafi tescilli sanat, bugün hem istihdama hem de yerel ekonomiye katkı sunuyor.
Tarsus’un kültürel kimliğinin önemli parçalarından biri olan Tarsus İğne Oyası, geçmişten bugüne taşınan geleneksel bir el sanatı olarak dikkat çekiyor. Uzun yıllar boyunca annelerden kız çocuklarına aktarılan ve çoğunlukla hobi amaçlı sürdürülen bu sanat dalı, bugün Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde kadınların gelir elde ettiği önemli bir üretim alanına dönüştü.
Kökleri yüzyıllar öncesine uzanan iğne oyası, yalnızca estetik bir el sanatı olarak değil, aynı zamanda kadınların duygularını ve yaşam hikayelerini anlatan özel bir iletişim dili olarak da öne çıkıyor. Bölgenin doğasından ilham alınarak hazırlanan nergis, papatya, sümbül, murt çiçeği ve badem motifleri, kadınların maharetli ellerinde yeniden şekilleniyor.
Her motifin ayrı bir anlam taşıdığı bu sanat dalında, kadınlar kimi zaman mutluluklarını, kimi zaman özlemlerini, kimi zaman da yaşadıkları duygusal süreçleri ilmek ilmek işliyor. Bu yönüyle iğne oyası, sadece bir süsleme sanatı değil, aynı zamanda kültürel hafızanın önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Geçmişin mirasını geleceğin tasarım anlayışıyla buluşturan çalışmalar sayesinde geleneksel motifler modern ürünlerde de kullanılmaya başlanıyor. Böylece hem kültürel değer korunuyor hem de yeni nesillere aktarılması sağlanıyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi, kadınların el emeği ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi amacıyla çeşitli destek programları yürütüyor. Tarsus ve Mersin merkezde kurulan satış noktalarında üretici kadınlara alan sağlanırken, ürünlerin tanıtımı ve pazarlanmasına da katkı sunuluyor.
Ayrıca düzenlenen festivaller, kültürel etkinlikler ve fuarlar sayesinde Tarsus İğne Oyası hem ulusal hem de uluslararası platformlarda tanıtılıyor. Böylece kadınların üretimleri daha fazla kişiye ulaşırken, satış hacmi de artıyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı personeli Burcu Sert, kadın emeğini görünür kılmayı amaçladıklarını belirterek, kadın üreticilerin ekonomik hayata daha güçlü katılmaları için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
Sert, coğrafi işaretli bir değer olan Tarsus İğne Oyasının korunması ve yaygınlaştırılması için çeşitli projeler geliştirdiklerini vurgulayarak, kadınların emeklerinin ekonomik değere dönüşmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Mersinden Kadın Kooperatifi, iğne oyasının üretim, tanıtım ve satış süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Kooperatif aracılığıyla ürünler dijital platformlarda satışa sunulurken, ulusal ve uluslararası fuarlarda da sergileniyor.
Kooperatifin kurucu ortaklarından Beyhan Gürbüz, iğne oyasının kadınların duygu dünyasını yansıtan özel bir sanat olduğunu belirterek, motiflerin taşıdığı anlamların bu kültürü daha da değerli hale getirdiğini söyledi.
Gürbüz, geçmişte kadınların yaptıkları oyaları düşük ücretlerle sattığını ancak bugün bu emeğin gerçek ekonomik değerinin fark edilmeye başlandığını ifade etti. Artan taleple birlikte üretimin çeşitlendiğini belirten Gürbüz, birçok kadının elde ettiği gelir sayesinde çocuklarını okutabildiğini, aile bütçesine katkı sunduğunu ve ekonomik bağımsızlık kazandığını kaydetti.
Kooperatif tarafından yürütülen yenilikçi çalışmalar arasında, Sultan II. Abdülhamid’in koleksiyonunda bulunan İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun dünyaca ünlü “Anne Sevgisi” tablosundan ilham alınarak hazırlanan özel tasarımlar da yer alıyor.
Tabloda yer alan figürlerden esinlenerek hazırlanan broş, kolye ve bileklik gibi ürünler önemli ilgi gördü. Bir dönem Milli Saraylar bünyesinde satışa sunulan bu ürünler, iğne oyasının modern tasarım alanında da güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koydu.
Öte yandan ünlü modacı Dilek Hanif ile gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde iğne oyası farklı moda koleksiyonlarında da kendine yer buldu. Böylece geleneksel el sanatları modern tasarım anlayışıyla buluşarak yeni kullanım alanları kazandı.
Tarsus Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Burçin Güner, iğne oyasının sabrın, emeğin ve kültürel mirasın sembolü olduğunu belirtti. Her motifin bir hikaye taşıdığını vurgulayan Güner, bazı motiflerin mutluluğu, bazılarının özlemi, bazılarının ise hüznü anlattığını ifade etti.
Geleneksel değerlere olan ilginin yeniden artmasının iğne oyasına olan talebi de yükselttiğini kaydeden Güner, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Yıllardır iğne oyası üreten kadınlar da verilen desteklerden memnun olduklarını dile getiriyor. Çocukluk yıllarından bu yana iğne oyasıyla ilgilendiğini anlatan Dilek Işık Ürgün, geçmişte özellikle Çamlıyayla bölgesinde birçok ailenin geçimini bu sanat sayesinde sağladığını belirtti.
Bugün de üretimlerini sürdürdüklerini ifade eden Ürgün, Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan satış stantlarının kadınlara önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Ürgün, her ürünün kadınların hayal gücü ve duygularını yansıttığını belirterek destek veren kurumlara teşekkür etti.
Elife Meydan ise annesinden öğrendiği iğne oyasını yaklaşık 50 yıldır sürdürdüğünü anlattı. Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan stantlar ve festivaller sayesinde ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırabildiğini belirten Meydan, iğne oyasının kendisi için aynı zamanda bir terapi ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.
Coğrafi işaretli bir değer olan Tarsus İğne Oyası, kadın emeğini ekonomik kazanca dönüştürürken aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğini yaşatmaya devam ediyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, kadın kooperatifleri ve üreticilerin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sayesinde bu geleneksel sanatın daha geniş kitlelere ulaşması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.
Yüzyıllardır yaşamın, duyguların ve kültürün sessiz anlatıcısı olan iğne oyası, bugün kadınların ekonomik özgürlüğüne katkı sağlayan güçlü bir üretim modeli olarak varlığını sürdürüyor.