Yenişehir’de bal sağımı için geri sayım başladı. Manavşa Arı Merası ve Ekolojik Tarım Havzası Projesi kapsamında yürütülen çalışmalarla, arıların doğal besin kaynaklarına ulaşabileceği sürdürülebilir bir üretim alanı oluşturuldu. Şeker takviyesi yapılmadan ve kovanlar farklı bölgelere taşınmadan sürdürülen uygulamada, tıbbi ve aromatik bitkilerle desteklenen doğal flora sayesinde kovan başına yaklaşık 10 kilogram bal elde edilmesi hedefleniyor.
Mersin Yenişehir Belediyesi tarafından iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve arıcılık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak, biyolojik çeşitliliği korumak ve kırsal kalkınmaya katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen proje, bölgedeki arıcılık faaliyetlerine farklı bir üretim modeli kazandırıyor. Değirmençay, Turunçlu, Karahacılı ve Uzunkaş mahallelerini kapsayan çalışma alanında arıların yıl boyunca doğal ve zengin nektar ile polen kaynaklarına ulaşması amaçlanıyor.
Yaklaşık 3 bin 600 dekarlık geniş bir alanı kapsayan Manavşa Arı Merası, yalnızca bal üretiminin yapıldığı bir bölge olmanın ötesinde, arıcılık ile ekolojik tarımı aynı zeminde buluşturan bir uygulama alanı olarak öne çıkıyor. Projede düşük su ihtiyacı bulunan ve arılar açısından önemli nektar ile polen kaynağı oluşturan züfa, tıbbi ada çayı, tıbbi nane ve ıtır gibi bitkilerin yetiştirilmesine ağırlık veriliyor.
Manavşa Arı Merasında sezonun ilk bal sağımı için hazırlıklar devam ediyor. Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise üretim sürecinde arıların doğal döngüsünün mümkün olduğunca korunması. Çalışma kapsamında kovanların başka bölgelere taşınmaması ve arılara şeker takviyesi yapılmaması hedefleniyor.
Bu yöntemle arıların bölgede oluşturulan doğal besin kaynaklarından yararlanması ve balın çevredeki bitki örtüsünden elde edilen nektar ile polen kaynakları üzerinden üretilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında bu yıl mevcut kovanlardan kovan başına yaklaşık 10 kilogram doğal bal alınması bekleniyor. Bal sağımının ise ağustos ayının son günleri veya eylül ayının ilk günlerinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Yenişehir’de yürütülen çalışma, iklim değişikliğinin arıcılık üzerindeki etkilerine karşı yerel ölçekte geliştirilen uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle kuraklık, sıcaklık değişimleri ve çiçeklenme dönemlerindeki kaymaların arıcılık faaliyetlerini doğrudan etkilediği belirtilirken, üretim alanında oluşturulan bitki çeşitliliğiyle arıların beslenme koşullarının güçlendirilmesi hedefleniyor.
Manavşa Arı Merası ve Ekolojik Tarım Havzası Projesi, arıcılığı yalnızca bal üretimi üzerinden değerlendirmeyen bütüncül bir yaklaşım üzerine kuruluyor. Proje kapsamında bir yandan arı popülasyonunun korunmasına yönelik çalışmalar yürütülürken, diğer yandan kırsal mahallelerde sürdürülebilir tarımsal üretimin geliştirilmesi amaçlanıyor.
Doğal yapısı itibarıyla çanak vadi özelliği taşıyan bölgede, düşük su ihtiyacı bulunan tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi destekleniyor. Bu bitkiler, tarımsal üretim açısından alternatif ürünler oluşturmasının yanı sıra arılar için de önemli bir besin kaynağı niteliği taşıyor.
Proje kapsamında belirlenen bitki türlerinin üreticilere tanıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla Değirmençay Mahallesi’nde koleksiyon bahçesi de oluşturuldu. Böylece üreticilerin bölgenin iklim ve toprak koşullarına uygun bitkileri yerinde görmesi ve üretim süreçleri hakkında bilgi edinmesi sağlanıyor.
Yenişehir Belediyesi, üreticilere yalnızca fide desteği sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda ekim, bakım, hasat ve ürün yönetimi gibi farklı aşamalarda da teknik destek sunuyor. Bu yönüyle proje, arıcılık ve bitkisel üretimin birbirini desteklediği bir kırsal kalkınma modeli olarak uygulanıyor.
Projenin önemli bileşenlerinden biri olan tıbbi ve aromatik bitki üretimi, arıların doğal beslenme imkanlarının artırılmasında da önemli rol oynuyor. Züfa, tıbbi ada çayı, tıbbi nane ve ıtır gibi bitkiler, düşük su ihtiyacı nedeniyle bölgenin iklim koşullarına uyum sağlayabilecek türler arasında değerlendiriliyor.
Bu bitkilerin aynı zamanda çiçeklenme dönemlerinde arılar için nektar ve polen kaynağı oluşturması, projenin arıcılık ayağını güçlendiriyor. Böylece tarımsal üretim alanları ile arıcılık faaliyetlerinin birbirinden bağımsız yürütülmesi yerine, aynı ekosistem içerisinde birbirini destekleyen bir yapı oluşturuluyor.
Yenişehir Belediyesi Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) Müdürü Eylem Parlak Emre, projenin iklim değişikliğine uyum, sürdürülebilir tarımsal üretim, biyolojik çeşitliliğin korunması ve kırsal kalkınmayı bir arada ele alan kapsamlı bir model olduğunu belirtti.
Emre, projenin kırsal mahalleleri kapsayan geniş bir tarım havzasında yürütüldüğünü ifade ederek, kooperatifler ve akademisyenlerle yapılan değerlendirmeler sonucunda bölgenin koşullarına uygun bitki türlerinin belirlendiğini aktardı. Bu çalışmalar sonucunda düşük su ihtiyacının yanı sıra arılar açısından da zengin nektar ve polen kaynağı oluşturabilecek bitkilere yöneldiklerini kaydetti.
Eylem Parlak Emre, üreticilere fide desteğinin yanı sıra üretimin farklı aşamalarında destek verdiklerini belirterek, projenin önemli unsurlarından birinin de Manavşa Arı Merası olduğunu vurguladı. Arıcılığın yalnızca bal üretiminden ibaret olmadığını ifade eden Emre, arıların ekosistemin devamlılığı açısından kritik bir doğal sürecin parçası olduğuna dikkat çekti.
Emre, tıbbi ve aromatik bitkilerin bulunduğu alanlara arı kovanlarının yerleştirilmesiyle arıların doğal ve zengin besin kaynaklarına erişmesinin hedeflendiğini belirtti. Bu uygulamayla hem arıcılığın desteklenmesi hem de bölgede biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sunulması amaçlanıyor.
Yenişehir Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkan Yardımcısı Şamil Beştoy da Manavşa’daki çalışmanın yaklaşık 1,5 yıldır devam ettiğini belirtti. Projenin temel hedefinin iklim krizine karşı daha dayanıklı, sürdürülebilir ve doğal üretim koşullarını esas alan bir arıcılık modeli geliştirmek olduğunu ifade eden Beştoy, iklim değişikliğinin arıcılık sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi.
İklim koşullarındaki değişim nedeniyle bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde farklılıklar meydana geldiğine dikkat çeken Şamil Beştoy, bu durumun arıcıların üretim planlamasını zorlaştırdığını belirtti. Çiçeklenme dönemlerinin değişmesiyle arıların yeterli besine ulaşmasının da güçleşebildiğini kaydeden Beştoy, proje kapsamında değişen koşullara göre kovanların nasıl yönetilebileceği konusunda çalışmalar yürüttüklerini aktardı.
Beştoy, Manavşa’daki çalışmanın yalnızca sahada uygulanan bir üretim projesi olmadığını, aynı zamanda bilimsel araştırma ve AR-GE boyutu bulunduğunu ifade etti. Proje kapsamında elde edilen verilerin ve deneyimlerin ilerleyen süreçte bölgedeki diğer arıcılara da aktarılması hedefleniyor.
Çalışmanın bölgenin arıcılık açısından sahip olduğu tarihsel mirasla da bağlantılı olduğunu belirten Beştoy, doğal üretim koşullarının korunmasının hem arıcılar hem de ekosistem açısından önem taşıdığını dile getirdi.
Manavşa Arı Merası’ndaki üretim modelinin en önemli özelliklerinden biri, arıların doğal yaşam döngüsünün mümkün olduğunca korunması. Şamil Beştoy, proje kapsamında kovanların farklı bölgelere taşınmadığını ve arılara şeker takviyesi yapılmadığını belirtti.
Geleneksel arıcılıkta farklı dönemlerde farklı bölgelere taşınan kovanların aksine, Manavşa’daki modelde arıların bulunduğu çevredeki doğal ve proje kapsamında oluşturulan bitki örtüsünden faydalanması amaçlanıyor. Böylece arıların bölgenin doğal florasıyla daha güçlü bir ilişki kurması ve bal üretiminin yerel ekosistem üzerinden gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
Bu yıl için kovan başına yaklaşık 10 kilogram bal üretimi hedeflenirken, sağımın ağustos ayı sonu ile eylül ayı başı arasında yapılması planlanıyor. Elde edilecek balın doğal, temiz, katkısız ve ilaçsız üretim anlayışının bir ürünü olması hedefleniyor.
Projenin uzun vadeli hedefleri arasında yalnızca bal üretimini artırmak değil, aynı zamanda bölgede sürdürülebilir arıcılık kültürünün yaygınlaştırılması da bulunuyor. Bu kapsamda elde edilen deneyimlerin diğer arıcılarla paylaşılması ve doğal süreçleri merkeze alan üretim yöntemlerinin daha geniş bir alana yayılması amaçlanıyor.
Projede doğal bal üretiminin yanı sıra elde edilen ürünlerin tüketiciyle buluşturulması ve ekonomik değere dönüştürülmesi de önemli başlıklar arasında yer alıyor. Üretimin sürdürülebilir hale gelebilmesi için ürünün kalitesi kadar doğru şekilde pazarlanmasının da önemli olduğu ifade ediliyor.
Yenişehir Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkan Yardımcısı Şamil Beştoy, doğal, temiz, katkısız ve ilaçsız bal üretiminin yanı sıra ürünlerin pazarlanması konusunda da çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti. Böylece arıcılıkla uğraşan üreticilerin emeğinin ekonomik karşılığının artırılması ve kırsal kalkınmaya daha güçlü katkı sağlanması hedefleniyor.
Projede Yenişehir Belediyesi AR-GE birimi, Yenişehir Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Kalkınma Ajansı başta olmak üzere farklı kurum ve kuruluşların iş birliği içinde çalıştığı belirtildi. Belediye tarafından projenin yalnızca dönemsel bir çalışma olarak değil, uzun vadeli bir tarımsal üretim politikası kapsamında ele alınmasının da önem taşıdığı vurgulandı.
Manavşa’daki çalışmaların bir başka dikkat çeken yönü ise bölgenin binlerce yıllık arıcılık geçmişinin modern üretim anlayışıyla bir araya getirilmesi. Kizzuwatna’dan Toroslar’a uzanan tarihi coğrafya, zengin bitki örtüsü ve yüksek rakımlı yaylalarıyla geçmişten günümüze tarımsal üretim açısından önemli bir bölge olarak öne çıkıyor.
Toroslar’ın doğal florasında yetişen bitkilerden yararlanılarak üretilen yayla balları, bölgenin arıcılık kültürünün önemli ürünleri arasında bulunuyor. Yenişehir Belediyesi ise Manavşa projesiyle bu geleneksel üretim anlayışını iklim değişikliğinin günümüzde ortaya çıkardığı yeni koşullara uyarlamayı hedefliyor.
Bu kapsamda doğal kaynakların korunması, su tüketiminin azaltılması, arıların beslenme alanlarının güçlendirilmesi ve üreticilerin desteklenmesi aynı proje çatısı altında değerlendiriliyor. Böylece hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir model oluşturulması amaçlanıyor.
Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Manavşa Arı Merası’ndaki ilk bal sağımını heyecanla beklediklerini belirterek, projenin iklim krizine karşı yerel ölçekte atılmış önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti.
Abdullah Özyiğit, küresel ısınma ve iklim krizinin artık günlük yaşamın doğrudan bir parçası haline geldiğine dikkat çekerek, değişen çiçeklenme dönemleri, artan kuraklık ve bozulan doğal dengelerin arı popülasyonunu da tehdit ettiğini belirtti.
Arıların tozlaşma sürecindeki kritik rolüne vurgu yapan Özyiğit, arı popülasyonunun korunmasının yalnızca arıcılık sektörü açısından değil, tarımsal üretim ve ekolojik denge açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Yenişehir’in bulunduğu coğrafyanın binlerce yıllık bir üretim ve arıcılık mirasına sahip olduğunu belirten Özyiğit, antik dönemde Kizzuwatna adıyla anılan Toroslar coğrafyasının zengin endemik bitki örtüsü ve yüksek rakımlı yaylalarıyla tarih boyunca şifa ve bereket kaynağı olduğunu dile getirdi.
Özyiğit, geleneksel yayla arıcılığından alınan ilhamla modern ve ekolojik yöntemleri bir araya getirdiklerini belirterek, Değirmençay, Turunçlu, Karahacılı ve Uzunkaş mahallelerini kapsayan bölgede Manavşa Arı Merası ve Ekolojik Tarım Havzası Projesi’ni hayata geçirdiklerini söyledi.
Proje kapsamında iklim krizine daha dayanıklı, düşük su ihtiyacına sahip ve arılar için zengin nektar ile polen kaynağı oluşturabilecek bir flora oluşturulduğunu aktaran Özyiğit, toprağın züfa, tıbbi ada çayı, tıbbi nane ve ıtır gibi tıbbi ve aromatik bitkilerle buluşturulduğunu kaydetti.
Bu uygulamayla hem su kaynaklarının daha verimli kullanılmasının hem de arılar için güvenli ve zengin bir beslenme alanı oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Özyiğit, Manavşa’da gerçekleştirilen çalışmaların önümüzdeki yıllarda daha geniş bir ekonomik ve ekolojik değere ulaşacağına inandığını ifade etti.
Başkan Abdullah Özyiğit, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Arıların izini sürerek doğayı iyileştirmeye, sürdürülebilir bir geleceği hep birlikte inşa etmeye kararlıyız.”
Özyiğit, yerel yönetimlerin iklim krizine karşı önemli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini belirterek, su kaynaklarının ve toprağın korunması, üreticilerin desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin yaşatılması ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakılmasının belediyelerin temel görevleri arasında olduğunu vurguladı.
Yenişehir’de bal üretimi açısından dikkat çeken Manavşa Arı Merası Projesi’nde gözler şimdi bal sağımına çevrildi. Kovanların doğal ortamda tutulduğu, şeker takviyesinin yapılmadığı ve arıların bölgedeki bitkilerden faydalanmasının hedeflendiği üretim modelinde sezon sonunda ortaya çıkacak sonuçlar merakla bekleniyor.
Proje ile birlikte Yenişehir’in kırsal mahallelerinde arıcılığın geliştirilmesi, tıbbi ve aromatik bitkilerin yaygınlaştırılması, doğal kaynakların korunması ve üreticilerin yeni gelir kaynaklarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Elde edilen bilgi ve deneyimin ilerleyen dönemlerde daha fazla üreticiye ulaştırılmasıyla projenin kapsamının genişletilmesi planlanıyor.
Manavşa Arı Merası ve Ekolojik Tarım Havzası, bu yönüyle yalnızca bir bal üretim alanı değil; arıcılık, tarım, biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliğine uyum ve kırsal kalkınmayı aynı çatı altında buluşturan bir uygulama alanı olma özelliği taşıyor.
Yenişehir’de hayata geçirilen çalışma ile arıların korunması ve doğal bal üretiminin desteklenmesinin yanı sıra, bölgenin sahip olduğu tarihi ve ekolojik mirasın geleceğe taşınması amaçlanıyor. Bal sağımının ardından elde edilecek sonuçların, projenin gelecek yıllardaki üretim planlaması açısından da önemli bir veri oluşturması bekleniyor.
Doğal üretim, düşük su tüketimi ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını merkeze alan Manavşa Projesi, Yenişehir’in kırsalında sürdürülebilir tarım ve arıcılık konusunda yeni bir uygulama alanı oluştururken, bal sağımıyla birlikte projenin ilk somut ürününün de ortaya çıkması bekleniyor.