Mersin’de büyüme modelinin homojen ve dengeli olması gerektiğini vurgulayan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, kalkınmanın yalnızca kent merkezine odaklanarak sürdürülemeyeceğini söyledi. İlçelerle birlikte planlanmayan bir ekonomik gelişimin uzun vadede sosyal ve demografik sorunlar doğuracağını belirten Çakır, özellikle Erdemli, Silifke, Gülnar ve Mut gibi üretim potansiyeli yüksek bölgelerin güçlendirilmesinin zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
Nil TV’de yayınlanan ve Sevim Güneş’in sunduğu programda gündemi değerlendiren Hakan Sefa Çakır, küresel ekonomide sert kırılmalar yaşandığını söyledi. ABD’nin izlediği politikaların dünya ekonomisinde yeni bloklaşmalara yol açtığını belirten Çakır, ülkelerin artık kendi güç alanlarını ve ticaret paktlarını oluşturma eğiliminde olduğunu dile getirdi.
Ortadoğu’daki gerilimlere, İran merkezli gelişmelere ve büyük ekonomiler arasındaki ticaret savaşlarına dikkat çeken Çakır, Anadolu coğrafyasının hem risk hem de fırsat barındırdığını söyledi. Avrupa, Rusya ve Orta Doğu’ya yakınlığın Türkiye için stratejik avantaj olduğunu kaydetti.
Verilere göre Mersin’in ekonomik performansının yukarı yönlü olduğunu belirten Çakır, 2020-2024 döneminde kentin kişi başına düşen gelir sıralamasında önemli bir artış yakaladığını söyledi. Mersin’in milli gelire katkısının yükseldiğini ifade eden Çakır, özellikle gıda sanayi ve imalat sanayi alanlarında Türkiye genelinde öne çıkıldığını kaydetti.
Mersin’in çok kimlikli ekonomik yapısının kriz dönemlerinde avantaj sağladığını vurgulayan Çakır, “Turizm daralırsa sanayi, sanayi yavaşlarsa lojistik ve tarım devreye giriyor. Bu çeşitlilik Mersin’in en büyük gücü” dedi.
Mersin’in turizmde kitle modeli yerine niş ve katma değerli bir anlayışla büyümesi gerektiğini savunan Çakır, “Çok turist değil, kaliteli turist hedeflemeliyiz” ifadelerini kullandı. Almanya, Erbil ve Azerbaycan gibi noktalara yapılan direkt uçuşların artırılmasının önemine değinen Çakır, doğa ve inanç turizmi başta olmak üzere alternatif turizm başlıklarının planlı şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Mersin’in stratejik öneminin devlet tarafından da tescillendiğini belirten Çakır, İstanbul’dan sonra en kritik üretim ve lojistik aksının Mersin-Adana hattı olduğunu dile getirdi. Çukurova bölgesinin mega bir üretim merkezi olabileceğini kaydeden Çakır, hızlı tren projeleri ve liman bağlantılarının Mersin’i küresel ticaret ağında daha güçlü konuma taşıyacağını söyledi.
Irak Kalkınma Yolu Projesi ve deniz taşımacılığı entegrasyonunun, Mersin’i Avrupa’ya bağlayan en kısa ve hızlı güzergahlardan biri haline getireceğini belirten Çakır, karbon ayak izi ve yeşil lojistik konularının da artık rekabetin belirleyici unsuru olduğunu vurguladı.
Mersin’in 2075 vizyonunun üniversiteler ve kalkınma ajanslarıyla birlikte planlandığını aktaran Çakır, sanayi koridorlarının açılmasıyla mevcut OSB’lerin 11 katı potansiyel oluşabileceğini söyledi. Bu nedenle iş gücü planlamasının bugünden yapılması gerektiğini kaydetti.
Türkiye’de kırsal nüfusun dramatik şekilde azaldığını hatırlatan Çakır, köylerin yaşanabilir hale getirilmesi durumunda gençlerin merkezlere göç etmeyeceğini ifade etti. “Her şeyi merkezde toplamayalım. İlçeler büyürse Mersin dengeli büyür” dedi.
DAHİMERSİN Projesi ile meslek liselerinin sanayiyle entegre edildiğini belirten Çakır, öğrencilerin daha lise döneminde üretim süreçlerine dahil edildiğini söyledi. Model fabrikalar, robotik sistemler ve uygulamalı eğitimlerle gençlerin mezun olur olmaz iş hayatına adapte olduğunu ifade etti.
İhracatçıların girdi maliyetleri ve finansmana erişim konusunda zorlandığını dile getiren Çakır, kur-enflasyon dengesizliğinin rekabet gücünü azalttığını söyledi. “Girdi maliyeti rakip ülkede 100 dolar, bizde 1000 dolar olursa rekabet edemeyiz” diyerek katma değerli üretime geçişin zorunlu olduğunu vurguladı.
İklim değişikliğinin tarımı doğrudan etkilediğini belirten Çakır, su yönetiminin hayati önem taşıdığını söyledi. Muz, kivi ve avokado gibi su tüketimi yüksek ürünlerin planlı üretimle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Narenciye sektöründeki rekabet sorunlarına dikkat çeken Çakır, alternatif olarak Süs Bitkisi OSB kurulmasını talep ettiklerini açıkladı. İç ve dış mekan süs bitkilerinin ihracata dönük üretimle bölgeye yeni bir ekonomik ivme kazandırabileceğini ifade etti.
Karbon ayak izi uygulamalarının yakında ihracatın temel şartlarından biri olacağını söyleyen Çakır, “Karbonu yüksek ürünler ya vergiye tabi olacak ya da satın alınmayacak” dedi.
Yapay zekanın üretimden eğitime kadar tüm alanları dönüştürdüğünü belirten Çakır, müfredatların yeniden yazılması gerektiğini ifade etti. “Masada olmazsan menüde olursun” sözleriyle dijital dönüşümün önemini vurguladı.
Programın sonunda Anadolu’nun stratejik potansiyeline dikkat çeken Hakan Sefa Çakır, Türkiye’nin ve Mersin’in geleceğine inandıklarını belirterek, birlik içinde hareket edilmesi halinde bölgenin küresel bir üretim ve bilişim merkezine dönüşebileceğini söyledi.