Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, katıldığı canlı yayında MTSO Başkanlığı için yeniden aday olduğunu açıklarken, yeni döneme ilişkin projelerini ve kent ekonomisine yönelik hedeflerini de kamuoyuyla paylaştı. Modern lojistik merkezi, Ana Konteyner Limanı, sektörel sanayi siteleri, niş organize sanayi bölgeleri, mesleki eğitim, markalaşma, turizm, su yönetimi ve Temiz Akdeniz başlıkları Çakır'ın yeni dönem vizyonunda öne çıkan konular oldu.
Kanal 33 TV ve Sun TV'nin ortak yayınında, gazeteci Fatih Alkar'ın sunduğu Gündemin Nabzı programına canlı yayın konuğu olan Hakan Sefa Çakır, Mersin iş dünyasının gündemindeki ekonomik gelişmelerden küresel savaşların ticarete etkilerine, ihracatçıların yaşadığı sorunlardan KOBİ'lerin finansmana erişimine kadar çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Çakır, programda yaklaşan MTSO seçimleri kapsamında kendi grubuyla birlikte “rengimiz turuncu” sloganıyla yola çıktıklarını belirterek, hem kendi grubunda hem de MTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı için aday olduğunu açıkladı. Çakır, seçim sürecinin tamamlanmasının ardından yeniden görev almaları halinde Mersin'in ekonomik ve ticari altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.
Çakır Yeniden MTSO Başkanlığına Aday
MTSO'daki seçim sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Hakan Sefa Çakır, öncelikle kendi komitelerinden seçilerek çıkmaları gerektiğini, ardından yönetim kurulu başkanlığı seçiminin gerçekleştirileceğini söyledi. Çakır, seçimleri kazanmaları halinde Mersin'e, kente ve sektörlere hizmet etmeye devam edeceklerini belirtti.
Seçim sürecinin huzur içerisinde ve demokratik bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Çakır, MTSO'nun 41 komitesinin seçime girdiğini hatırlattı. Adayların ve üyelerin seçim sürecinde liyakat, saygı ve demokratik rekabet anlayışını gözetmesi gerektiğini ifade eden Çakır, seçim sonrasında da kent için birlikte çalışılması gerektiği mesajını verdi.
“Seçimi kazanabilirsek şehrimize, kentimize, sektörümüze hizmet etmeye devam edeceğiz” diyen Çakır, yeni dönem için hazırladıkları projelerin merkezinde Mersin'in lojistik ve sanayi potansiyelinin daha ileri taşınmasının bulunduğunu belirtti.
Mersin İçin Modern Lojistik Merkezi Hedefi
Çakır'ın yeni dönem vizyonunda öne çıkan başlıklardan biri lojistik oldu. Mersin'in artık lojistik alanında Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri haline geldiğini belirten Çakır, farklı sanayi ve lojistik koridorlarının kentte birleştiğine dikkat çekti.
Mersin'in sahip olduğu liman, karayolu bağlantıları, sanayi altyapısı ve dış ticaret kapasitesinin daha etkin kullanılması gerektiğini ifade eden Çakır, yeni dönemde sektör temsilcileri, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle birlikte hareket ederek Türkiye'nin modern lojistik merkezlerinden birini Mersin'de hayata geçirmek istediklerini söyledi.
Çakır, lojistik merkez projesinin yalnızca taşımacılık faaliyetleri açısından değil, Mersin'in üretim ve ihracat kapasitesinin artırılması bakımından da önemli olduğunu belirtti. Kentte farklı sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek planlı bir lojistik yapının oluşturulmasının, ticaretin hızlanmasına ve maliyetlerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Ana Konteyner Limanı Çağrısı
Yeni dönem hedefleri arasında Ana Konteyner Limanı projesinin de bulunduğunu açıklayan Çakır, Mersin Limanı'nın mevcut kapasitesinin yüksek oranda kullanıldığını belirtti. Özellikle küresel ticarette yaşanan gelişmeler ve alternatif güzergahlarda ortaya çıkan sorunların Mersin Limanı üzerindeki talebi artırdığını dile getiren Çakır, kapasitenin artırılmasının tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
“Mersin, Türkiye'nin çıkış kapısı” değerlendirmesinde bulunan Çakır, Doğu Akdeniz'in en büyük limanlarından birine sahip olan kentin yeni bir konteyner limanına acil ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Çakır, İskenderun ve Adana'da da liman yatırımlarının yapılabileceğini ancak ana merkez konumunun Mersin olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda yeni dönemde kamu ve ilgili bakanlıklarla görüşmeler yaparak Ana Konteyner Limanı konusunda daha güçlü bir çalışma yürütmek istediklerini söyledi.
Sektörel Sanayi Siteleri Ve Niş OSB'ler
Mersin'in sanayi altyapısının da yeni bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Çakır, sektörel sanayi sitelerinin kurulmasının öncelikli konular arasında bulunduğunu açıkladı. Yeni dönemde kümelenme modelini hayata geçirmek istediklerini söyleyen Çakır, aynı sektörde veya birbirini tamamlayan alanlarda faaliyet gösteren firmaların daha güçlü bir üretim ağı oluşturmasını hedeflediklerini ifade etti.
Çakır, Mersin'deki sanayi koridorlarının kentte birleştiğine dikkat çekerek, klasik sanayi yapılanmasının yanında teknolojik dönüşüm, yeşil dönüşüm ve savunma sanayisini de kapsayacak yeni nesil organize sanayi bölgelerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Artık isteyen burada dükkan açıp sanayici olmamalı” diyen Çakır, Mersin'e katma değer sağlayacak, teknoloji ve üretim kapasitesi yüksek firmaların kente kazandırılmasını istediklerini belirtti. Bu doğrultuda niş OSB'lerin kurulması ve bu bölgelerin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının mesleki eğitim kurumlarıyla birlikte yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Meslek Liseleri Ve Sanayi İçin Nitelikli İş Gücü
Mersin'in sanayi hedefleri açısından mesleki eğitimin kritik bir konumda olduğunu belirten Çakır, MTSO bünyesinde yürütülen çalışmaların yeni dönemde genişletilmesini hedeflediklerini söyledi.
DAHİ Mersin Projesi kapsamında meslek lisesi mezunlarının sanayide istihdam edilmesine yönelik çalışmalar yaptıklarını hatırlatan Çakır, bu sistemin başarılı şekilde devam ettiğini belirtti. Yeni dönemde projenin daha geniş bir yapıya kavuşturulmasını, OSB'ler, Milli Eğitim Bakanlığı ve ilçe odalarının da dahil olduğu daha geniş bir iş birliği ağı oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı.
Çakır'a göre sanayinin büyümesi yalnızca yeni işletmelerin kurulmasıyla değil, bu işletmelerin ihtiyaç duyduğu nitelikli çalışanların yetiştirilmesiyle mümkün olacak. Bu nedenle meslek liseleri ile sanayi kuruluşları arasındaki bağın güçlendirilmesi, yeni dönem projeleri arasında önemli bir yer tutuyor.
Kur Desteğinin Yüzde 10'a Çıkarılması Talebi
Programda Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hakan Sefa Çakır, yüksek enflasyon, yüksek faiz, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve düşük kur politikasının işletmeler üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Özellikle KOBİ'lerin zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Çakır, ekonomik program kapsamında yaşanan sıkıntıların küresel savaşların etkisiyle daha uzun süre devam ettiğini ifade etti. Bu süreçte firmaların ayakta kalabilmesi için güçlü destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini söyledi.
Mersin'in 150'den fazla ülkeyle dış ticaret ilişkisi bulunduğunu hatırlatan Çakır, kentin ekonomik zorluklara ihracat yaparak direnmeye çalıştığını belirtti. Ancak ihracatçıların mevcut şartlarda yüksek kâr elde etmekten çok pazarlarını kaybetmemek amacıyla satış yaptığını dile getirdi.
“Para kazanarak değil pazarları kaybetmemek için çalışıyoruz” diyen Çakır, bazı firmaların ürünlerini maliyetine veya küçük zararlarla satmak zorunda kaldığını ifade etti.
İhracatçıya uygulanan mevcut yüzde 3'lük kur desteğinin yetersiz kaldığını belirten Çakır, enflasyon ile kur artışı arasındaki farkın ihracatçıların rekabet gücünü zorladığını söyledi. Çakır, gıda ürünleri de dahil olmak üzere ihracatta uygulanan kur desteğinin yüzde 10'a çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Bu talebin yalnızca Mersin için değil, Türkiye'deki tüm ihracatçılar için geçerli olduğunu belirten Çakır, yurt dışındaki pazarların kaybedilmemesi ve Türkiye'ye döviz kazandırılmaya devam edilmesi gerektiğini vurguladı.
KOBİ'ler İçin Finansmana Erişim Mesajı
Kamu bankalarının faiz indirimi yönündeki açıklamalarının iş dünyasının yaşadığı sorunları tek başına çözmeye yetmeyeceğini belirten Çakır, uzun süredir üretim ve ticaret yapan işletmelerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Bankaların geçmiş yıllarda iş dünyası ve ekonomiden önemli ölçüde destek aldığını belirten Çakır, ekonomik koşulların zorlaştığı dönemde bankaların da risk paylaşması gerektiğini ifade etti. Özellikle uzun yıllardır faaliyet gösteren ancak geçici finansman sıkıntısı yaşayan firmaların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Çakır, bankalara “zor durumdaki firmalara pozitif ayrımcılık” yapılması çağrısında bulundu.
TOBB'a bağlı Kredi Garanti Fonu (KGF) üzerinden sağlanan kredi mekanizmalarına da değinen Çakır, uygun koşullu kredilerin asıl olarak finansmana ihtiyaç duyan işletmelere ulaştırılması gerektiğini söyledi.
Çakır, güçlü durumda bulunan şirketlerin uygun koşullu kredilere talip olmak yerine bu kaynakların gerçekten ihtiyacı bulunan işletmelere bırakılması gerektiğini de ifade etti. “KOBİ'lerin yaşaması lazım. KOBİ'leri kaybedersek tekrar bulamayız” diyen Çakır, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik yapı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Savaşların Mersin Ticaretine Etkisi
Programda küresel ticarette yaşanan gelişmelere de geniş yer veren Çakır, dünyanın siyasi ve ekonomik açıdan öngörülmesi zor bir dönemden geçtiğini belirtti. Ülkelerin ve şirketlerin bir yıl sonrasına ilişkin plan yapmakta dahi zorlandığını ifade eden Çakır, devam eden savaşların enerji, lojistik, sigorta ve navlun maliyetleri üzerinden Türkiye ekonomisini de etkilediğini söyledi.
Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin enerji ticareti açısından önem taşıdığını belirten Çakır, petrol arzına ilişkin sorunların enerji maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Çin'in İran'dan petrol alımını azaltma noktasına geçtiğini belirten Çakır, Türkiye'nin de savaşların uzun sürebileceği ihtimalini dikkate alarak ekonomik planlamasını buna göre yapması gerektiğini söyledi.
Çakır, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle gıda taşımacılığında da ciddi sorunlar yaşandığını belirterek, bölgedeki saldırıların buğday, meyve ve sebze taşıyan gemileri etkilediğini ifade etti. Gemilerin ve mürettebatın bulunmasında yaşanan güçlüklerin ticaret akışını olumsuz etkilediğini söyleyen Çakır, güvenli bir koridor oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Narenciye Sezonu Öncesi Rusya Pazarı Endişesi
Mersin'in tarımsal üretimi ve narenciye ihracatı açısından Rusya pazarının büyük önem taşıdığını belirten Çakır, savaş nedeniyle deniz taşımacılığında yaşanan sorunların yeni sezonu doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Çakır, Türkiye'nin narenciye ihracatının önemli bir bölümünün Rusya'ya gerçekleştirildiğini belirterek, yeni sezonun başlamasına rağmen ticaret hareketliliğinin beklenen seviyeye ulaşmadığını ifade etti. Bu durumun hem üreticiyi hem ihracatçıyı ciddi şekilde etkileyebileceğini belirten Çakır, taşımacılık sorunlarının çözülmesi gerektiğini söyledi.
Gemilerde yaşanan güvenlik sorunlarının yanı sıra navlun, sigorta ve yakıt maliyetlerindeki artışın da Mersin ekonomisi açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten Çakır, savaşların yalnızca dış ticaret rakamlarını değil, üreticiden lojistik sektörüne kadar geniş bir kesimi etkilediğini ifade etti.
Mersin İçin Su Ve İklim Değişikliği Çalışmaları
Çakır'ın yeni dönem vizyonunda yalnızca ekonomi ve ticaret değil, iklim değişikliği ve su yönetimi de önemli bir yer tutuyor. Mersin'i gelecekte karşılaşabileceği iklim koşullarına hazırlamak istediklerini belirten Çakır, iklim değişikliğine ilişkin uyarıları yaklaşık 8-10 yıl önce gündeme getirdiklerini söyledi.
O dönemde yeterince ilgi görmeyen bazı uyarıların bugün yaşanan gelişmelerle birlikte daha görünür hale geldiğini ifade eden Çakır, farklı bölgelerde meydana gelen aşırı yağış, dolu ve benzeri hava olaylarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Mersin'de normalin dışında yağışların görülmeye başladığını belirten Çakır, tarım alanında iklim değişikliğine bağlı olarak ürün deseninin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Daha az su tüketen ve yüksek sıcaklıklara dayanıklı ürünlerin belirlenmesi konusunda çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
Bu çalışmaların akademisyenlerle birlikte yürütüldüğünü belirten Çakır, Boğaziçi Üniversitesi'nden akademisyenlerle de iş birliği yaptıklarını söyledi. Mersin'in gelecekte hangi iklim koşullarıyla karşılaşacağının bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çakır, Tarım ve Orman Bakanlığı, Mersin Valiliği ve Mersin Büyükşehir Belediyesi ile birlikte kentin su haritasının çıkarılması gerektiğini belirtti. Gelecekte tarım, imar ve su kaynakları açısından nasıl bir tabloyla karşılaşılacağının bugünden hesaplanması gerektiğini ifade eden Çakır, deniz suyunun arıtılması gibi alternatiflerin de araştırılması gerektiğini söyledi.
“İklim değişikliğine karşı durmayıp kendimizi dönüştürmemiz lazım” diyen Çakır, yalnızca yağışların arttığı dönemlere bakılarak su kaynaklarının yeterli olduğu düşüncesine kapılmamak gerektiğini vurguladı.
“Temiz Akdeniz” Projesi Gündemde
Çakır'ın üzerinde durduğu bir diğer başlık ise Temiz Akdeniz projesi oldu. Mersin'in deniz, kıyı ve çevre sorunlarının gelecek açısından büyük önem taşıdığını belirten Çakır, mikroplastik ve ithal atık konusunun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Çakır, seçimleri kazanmaları halinde yeni dönemde Temiz Akdeniz projesini öncelikli çalışma alanlarından biri haline getireceklerini açıkladı. Projenin temel amacının çocuklara daha temiz bir çevre ve gelecek bırakmak olduğunu belirten Çakır, çevre politikalarının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesi olduğunu ifade etti.
İthal Atık Politikası Değişmeli
Çakır, Temiz Akdeniz hedefinin önemli başlıklarından birinin ithal atık politikası olduğunu belirtti. Mersin'e kağıt ve plastik atık adı altında çeşitli atıkların getirildiğini ifade eden Çakır, bu malzemelerin bir bölümünün bölgedeki sanayi kuruluşlarında geri dönüşüm amacıyla kullanıldığını söyledi.
Ancak ithal edilen atıkların tamamının geri dönüştürülemediğini belirten Çakır, bazı malzemelerin çevreye karışmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Atıkların toprağa, derelere ve su kaynaklarına karışmasının Akdeniz'in farklı bölgelerini etkileyebileceğini belirten Çakır, çevreye zarar veren üretim ve geri dönüşüm uygulamalarına karşı olduklarını söyledi.
“Temiz hammaddeyle doğru ürün satmak” gerektiğini vurgulayan Çakır, yeşil dönüşüm ve karbon ayak izi çalışmalarının yalnızca üretim aşamasında değil, hammaddenin kaynağından itibaren ele alınması gerektiğini belirtti.
Mersin'e günlük ortalama 250-300 konteyner atık geldiğini belirten Çakır, bu konteynerlerin limanda tek tek kontrol edilmesinin ciddi zaman kaybına yol açtığını ifade etti. Limandaki kontrol süreçlerinin diğer ithalat ve ihracat işlemlerini de yavaşlatabildiğini belirten Çakır, bunun firmalar açısından demuraj maliyetlerine ve dolayısıyla fiyat artışlarına neden olabileceğini söyledi.
Çakır, yurt dışındaki ülkelerin kendi atıklarını kendilerinin geri dönüştürmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'ye atık yerine işlenmiş ve granül haline getirilmiş geri dönüşüm hammaddesinin satılmasını istedi.
“Temiz deniz, temiz Akdeniz, güvenli balık yemek ve çocuklarımızın temiz denizde yüzmesini istiyoruz” diyen Çakır, Mersin'in temiz sanayi ve çevre politikalarıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Mersin'de Turizm İçin Yeni Hedefler
Mersin'in turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çakır, kentin turizm açısından güçlü bir altyapıya sahip olmasına rağmen bu potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini söyledi.
Klasik deniz turizminin yanı sıra kültür, inanç ve gastronomi turizmine daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini belirten Çakır, Mersin'in sahip olduğu ören yerleriyle önemli bir kültürel mirasa sahip olduğunu ifade etti.
Çakır, özellikle Tarsus bölgesindeki golf turizminin geliştirilmesinin yeni dönem hedefleri arasında yer alması gerektiğini söyledi. Mersin'in turizmde daha özel ve farklı alanlara yönelmesi gerektiğini belirten Çakır, “niş turizm” anlayışının kentin turizm çeşitliliğine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Mersin Gastronomisi Ve Tüccar Kulübü Yeniden Gündemde
Mersin'in gastronomi alanındaki potansiyeline de dikkat çeken Çakır, geçmişte kentin önemli yapılarından biri olan Tüccar Kulübü'nün yeniden hizmete kazandırılacağını açıkladı.
Burada Mersin'in özel şeflerinin yetişeceği, gastronomi alanında eğitimlerin verileceği ve yeni menülerin geliştirileceği çalışmalar yapılacağını belirten Çakır, kentin gastronomi kültürünü daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini söyledi.
Coğrafi işaretli Mersin ürünlerinin de bu çalışmaların önemli bir parçası olacağını ifade eden Çakır, kentin özgün tatlarının markalaştırılması ve turizmle birleştirilmesi gerektiğini belirtti. Daha önce başlatılan Slow Food çalışmalarının da geliştirilerek sürdürüleceğini söyledi.
2050 Ve 2075 Mersin'i İçin Planlama
Çakır, Mersin'in yalnızca bugünün ihtiyaçları doğrultusunda değil, 2050 ve 2075 hedefleri dikkate alınarak planlanması gerektiğini de söyledi.
İmar, ulaşım, sanayi, lojistik ve sosyal yaşamın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çakır, kuzeye doğru gelişebilen, geniş caddelere sahip, hava sirkülasyonu güçlü ve daha planlı bir kent modeli üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
İlçelerin geliştirilmesi ve kent merkezindeki yoğunluğun azaltılması gerektiğini belirten Çakır, vatandaşların sosyal ve kültürel faaliyetler için her zaman kent merkezine gitmek zorunda kalmayacağı bir Mersin hedeflediklerini söyledi.
Niş üretim yapabilecek OSB'ler, lojistik merkezleri ve limanlarla desteklenen planlı bir kent oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Çakır, Mersin'in bu konuda Türkiye'ye örnek ve pilot bir şehir olabileceğini ifade etti.
Mersin'de Müze Ve Kent Markalaşması Vurgusu
Mersin'in kültürel değerlerinin tanıtılması konusunda müzelerin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Çakır, kentin sahip olduğu çok kültürlü yapının daha fazla görünür hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle Mersin'e özgü ürünleri ve kültürel değerleri anlatan müzelerin oluşturulmasının kent markasına katkı sağlayabileceğini belirten Çakır, limon, çilek ve muz gibi kentin simge ürünlerinin dahi bu anlamda değerlendirilebileceğini ifade etti.
Çakır, yeni dönemde iş insanlarının da dahil olduğu kültür ve tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini belirterek, her konunun yalnızca devletten beklenmemesi gerektiğini söyledi. Kentte turistlerin ziyaret edebileceği yeni mekanların oluşturulmasının Mersin'in bilinirliğini artıracağını ifade etti.
“Mersin'den Uluslararası Markalar Çıkarmalıyız”
Programda markalaşma konusu da geniş şekilde ele alındı. Çakır, Türkiye'nin düşük fiyat üzerinden rekabet etmek yerine yüksek katma değerli ve markalı ürünlere yönelmesi gerektiğini söyledi.
Dünya tekstil sektöründen örnek veren Çakır, farklı ülkelerin zaman içerisinde düşük maliyetli üretim yerine kendi markalarını oluşturarak rekabet avantajı sağlamaya çalıştığını belirtti. Türkiye'nin de benzer şekilde ürünlerini yalnızca fiyatıyla değil, hikayesi, kalitesi ve markasıyla satması gerektiğini ifade etti.
Türk üreticilerinin kaliteli üretim konusunda önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirten Çakır, özellikle bazı Türk ürünlerinin uluslararası pazarlarda tercih edildiğine dikkat çekti. “Uluslararası markalarımız olmalı. Sayıları artmalı” diyen Çakır, Mersin'den de dünya pazarlarında tanınan markalar çıkarmak istediklerini söyledi.
Mersin'deki yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini de belirten Çakır, tüketicilerin yerel markalara yönlendirilmesinin kent ekonomisi açısından önemli olduğunu ifade etti. Markalaşma konusunda gerçekleştirilen çalışmaların bundan sonraki süreçte de devam edeceğini belirten Çakır, Mersin'in marka değerini uluslararası seviyeye taşımayı hedeflediklerini söyledi.
Mersin İdmanyurdu'na Destek Çağrısı
Programın son bölümünde Mersin İdmanyurdu da gündeme geldi. Çakır, kulübün 100 yılı aşan geçmişiyle kentin en önemli markalarından biri olduğunu belirterek, Mersin İdmanyurdu'na sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
Takımın yalnızca yöneticilerin değil, tüm kent halkının ortak değeri olduğunu belirten Çakır, taraftarların kombine ve bilet alarak kulübe destek olabileceğini ifade etti. İş insanlarından da destek talep edildiğini belirten Çakır, kendilerinin de bu konuda destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Mersin'de “Mersinlilik kültürünün” güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çakır, kentte Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen insanların yaşamasına rağmen ortak paydanın Mersin olduğunu ifade etti.
Sporun aynı zamanda turizm açısından da önemli bir ekonomik değer taşıdığını belirten Çakır, şehir dışından gelen taraftarların konaklama ve diğer harcamalar yoluyla kent ekonomisine katkı sağladığını söyledi. Basketbolda elde edilen başarıların da Mersin'in uluslararası alanda tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti.
“MTSO Mersin'in En Büyük Meslek Örgütü”
Programın sonunda seçim sürecine ilişkin son mesajlarını paylaşan Hakan Sefa Çakır, MTSO'nun Mersin'in en büyük meslek örgütlerinden biri olduğunu belirtti. Toplam 41 komitenin seçime girdiğini hatırlatan Çakır, seçimlerin Mersin iş dünyasına yakışır şekilde huzur içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Seçimlerde akrabalık ilişkileri veya kişisel yakınlıklar yerine liyakat ve sektörlere doğru hizmet edebilecek insanların dikkate alınması gerektiğini belirten Çakır, demokratik bir seçim sürecinin önemine dikkat çekti.
“Kimsenin grubuna çok müdahale edilmemesini istiyoruz” diyen Çakır, seçim sonrasında farklı grupların ve adayların kent için birlikte çalışmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Seçimlerin tamamlanmasının ardından rakip gruplarla da iletişimin sürdürülmesi gerektiğini belirten Çakır, tüm adaylara başarı diledi ve seçimlerin Mersin için hayırlı olması temennisinde bulundu.
Çakır'ın açıklamaları, MTSO seçimlerinin yanı sıra Mersin'in önümüzdeki dönemde lojistik, sanayi, ihracat, turizm, gastronomi, çevre, iklim değişikliği ve markalaşma alanlarında izlemesi hedeflenen yol haritasına ilişkin kapsamlı değerlendirmeler içermesi açısından da dikkat çekti.
Sponsorlu Reklam




English
Русский
Yorumlar (0)